BURADAN DEVAM EDECEKKK…

•Şubat 7, 2007 • Yorum Yapın

BU KISIM ÖNEMLİ: ARTIK YAZILARIMI KENDİ WEB SİTEMDEN YAYINLAMA FİKRİNİ BENİMSEMİŞ DURUMDAYIM. TAKİP EDEN ARKADAŞLAR LÜTFEN AŞAĞIDAKİ LİNKTEN SİTEYE ULAŞSIN:

ZıRDeLiNiN YeNi FaKiRHaNe

•Şubat 6, 2007 • Yorum Yapın

zırdeli’den kurtoğlu’na:

teslim

ağıt bile almıyor

kağıt bile beyaz değil yeterince

bu isten kelimelere

bu içten delilere…

geçti gitti bırak artık…

yer aç yıkıntılara

yüreği kaldır at halının altından…

süpür hezeyanları usul usul

ört üstünü…

yeter de artık üç kuruşluk erkekçesine

ört üstümü…

A FoR aNaRCHY

•Şubat 6, 2007 • 1 Yorum
anarşik olduk biz…
anarchy

Muş

•Aralık 22, 2006 • 1 Yorum

biz o kadar fakirdik ki ekmeğin arasına mermer koyup dişlerdik, biz o kadar fakirdik ki kışın soğukta zımpara kağıdına sürtünerek ısınırdık veeeee biz o derece fakirdik ki, şehrimize bir isim koymak gerekti ve biz harften tasarruf etmek için şehrimize “Muş” gibi hasta ruhlu bir isim koyduk. Hatta ilk olarak bu fakirlik içinde soğuktan donduğumuz için şehrimize “Donmuş” ismini vermiştik ama sonra yine aynı fakirlikten donumuza kadar sattığımız bir dönemde, karambolde de Donmuş’un, “Don”unu da 3 kuruşa satıp zımpara kağıdı aldık. Don’u gitti Muş’u kaldı yadigar, tööbee.

Kelaynak

•Aralık 22, 2006 • Yorum Yapın

bi kere bu kardeşimiz gayet naif bir kuştur. Yani alet zaten kuş, götü yer görmüyo, gayet instabil bir vaziyette sağına soluna takılmış bir çift naneyi sallaya sallaya ordan oraya savrulma durumunda. Bi de üstüne üstlük paşanın soyu tükeniyo. Hayır, bişi de diyemicem, çünkü eğer ki sen hem kel hem de aynaksan, yani bu tarz korkunç bir ikiliyi sana isim diye vermişlerse, sen ne yaşıcan kardeşim, al soyunu sopunu, ananı git yawrucum. Gereksizin önde gideni bir heyvancağızdır zaten kendileri gayet.

talihsiz oluşumlar

•Aralık 22, 2006 • Yorum Yapın

Bu kategoride, heyvandır, bitkidir, cansız bişilerdir, insandır, şehirdir, ülkedir vs.dir gibi çeşitli konularda talihsizlik yaşamış, gün görmemiş oluşumlara bir yardım eli uzatma, bir denizfeneri tribine girme, bir Kayahan olup sevgi kelebekleri uçurma, bir ayşe özgün olup dertlerine ahkam kesme, bir kofi Annan olup duygularına tercüman olma amacı gütmekteyim.

Yok Böyle Bir Şarkı

•Aralık 19, 2006 • Yorum Yapın

Şimdi diceksiniz madem yok nie yazıyon. aslında var ama en tiki tepkilerimden birini başlık olarak seçtim bu ufak bilgilendirme yazısına, yani aslında var (evet buraya kadarki kısım 0-24 IQ seviyesinde olan vatandaşlarım içindi).

durum şudur ki, acaip isimli bir şarkı var ve kendisi yaklaşık 10 gündür winampimde boyuna dönüp durmakta ve en çok çalanlar listesinde “Erkan Ogur – Pencereden Kar geliyor” kapışabilecek hale gelme cüretini göstermektedir. Naçizane tavsiyem sizin de aşağıdaki parçayı bir yerlerden edinmeniz ve trans halinde günlerce diliniz dışarıda dolaşmanız:

BEDOUIN SOUNDCLASH – 12:59 LULLABY

NOT: Şarkıyı bulamayan arkadaşlara msnden zevkle atabilirim. Hizmette sınır yok, maksat müşterinin ayağı alışsın.

2007 Eurovision

•Aralık 19, 2006 • 1 Yorum

efendim 2007 eurovision yarışmasında saygıdeğer Kenan Doğulu ülkemizi temsil edecekmiş. etsin efendim etsin gayet güzel de bu konuda son karar bu kadar çabuk verilmeli miydi? daha iyi adaylar çıkabilir miydi? bu neden hiç tartışılmadı. kaldı ki ben bu seneki performanslarıyla çarşı grubunun gitmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyim. hepimizin gönlünde taht kuran eşsiz güzellikte ve müzikalitedeki besteleri için aşağıdaki linke şeyettirin bi zahmet…


NAHANDA BURAYA TIKLA

Plütona kalkan eller kırılsın

•Aralık 18, 2006 • 2 Yorumlar

efendim bu blog vesilesiyle gezegenlikten çıkarılan plüton kardeşimizin haklı davasında yanında olduğumu da belirtmek isterim. kendisine acil şifalar diliyor, tez zamanda tekrar gezegen ilan edilerek iade-i itibar edilmesini bekliyorum.

buradan da plütonu gezegenlikten çıkaran ibişe iki çift lafım olacak:

ULAN NASADAN MISIN NE SKİMDENSİN, ULAN SEN KİMSİN DE PLÜTONU GEZEGENLİKTEN ATIYON. SEN BİLİR MİSİN Bİ GÜNEŞ ETRAFINDA 247 YILDA DÖNMEK NE DEMEK. HERİF Bİ ÖNCEKİ TURUNA BAŞLADIĞINDA SENİN 7 KUŞAK TEPEDEKİ DEDEN DAHA PORTAKALDA VİTAMİN BİLEM DEĞİLDİ, O SEBEPTEN HADDİNİ BİL DÜRZÜ. TEZ ZAMANDA BU AYIBINDAN DÜN VE KAMUOYUNDAN, BİLHASSA PLÜTONLU VATANDAŞLARIMIZ SEVGİLİ SAADETTİN TEKSOYDAN VE AJDAR ANİK’TEN ÖZÜR DİLE. O VAKTE KADAR DA Bİ ZAHMET GÖZÜME GÖRÜNME… SİREEE…

reklam kuşağı

•Aralık 18, 2006 • Yorum Yapın

Hazerfan

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

korkulur düşlerinden
başındır ki bedeli
yine de canı vakfedip
uçar mısın be deli!

Kendini şair sanan adam

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

kendi halinde bir gülüşle başladı her şey
önceleri güzeldi farkına varmaksızın
gayet şapşal bir sırıtışın ardında
uyumadan önce birkaç saniye
ve sonra uyanış
midende alışılagelmiş bir acıyla
ve yavaş yavaş farkedersin
aynadaki yüz seni incelerken
değişen bişeyleri
apansız bir gün
birden boğazına takılan bir lokmanın
ardında biriken dizeler
akmaya başlar gözlerinden
avare soluk bir kağıt olur ilk göz ağrın
amaçsız bir defteri sırdaş tutarsın ardından
sıkar kalabalık, yalnız kalmak istersin
en kolay yalnızken uyunur çünkü
birkaç sabahta bir
akşamdan kalma yeni sayfalar keşfedersin
artık bitmeye yüz tutmuş
yaprakların sarhoşluğunda
gel zaman git zaman erir gider
köpüklü hatıralar
akrebin maratonunda
ve artık tek dost dizeler kalır
kendini şair sanan adama…
az sancılı hafiften küllü bir gece yarısı
çıkarıp koklarsın dünyanı
katlanıp konmuş iki dize arasına…
arkaya çevrilen her yaprak
ilmek ilmek geçen günlerin vuruşudur yüzüne
bazen acı bir gülümseme
bazen tatlı bir hıçkırığın gölgesinde
ve üç gün önceki deli çocuk
son defa siler gözlerini
elinde eski bir defter tutan adamın heyecansız hecelerinde
bitmiştir…
kendini kitap sanan bir defteri olmuştur artık…
kendini şair sanan adam şairdir artık kendince…
kendini adam sanan şair…

Suyun gözyaşları

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

Deli yağmurlar ağlarken karanlıkta
iliklerine kadar zırdelirmişken sen
sertliğinden kibirli taşlara inat
su gibi yumuşak ol yine
bihaber olsa da en keskin kılıç,
senin kesilmezliğinden…

Hallac

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

gözünüzle bakmayı
bilmemekten,
hep mucize mi gerek
inanmanız için
pamuğun duruluğuna?

sehpa

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

Daracık hücremin uçsuz bucaksız duvarlarına
kabuslarımla yazıyorum umutsuzluğu,
korkutuyor ölümün bulutsuzluğu
Titretiyor alnımın insan işi yazısı
bir de noktadan sonra bitenin ben olması

Anlarımı sayarken geçmiyor saniyeler
çığlık üstüne çığlık dehşetimi yineler
kat kat duvarlar gizler sona yaklaşışımı
dua etsem duyar mı tanrı yalvarışımı?

İşte kapı açıldı; ömrümün son anları
hala kabul etmiyor aklım bu olanları
son koridordan sonra son mekanıma vardık
nefes bile alacak halim kalmadı artık
Boynumda keskin ilmek, ışığı terkediyorum
duvarın arkasını görmeye gidiyorum
parlayan gençliğime birden akşam çökerken
pişmanlık için çok geç ölüm için çok erken…

Renk körü

•Aralık 16, 2006 • 4 Yorumlar

Fırça tutabilseydi elim
kalem yerine
daha fazlasını yazabilirdim
siyahla beyazdan
kırk dereden sıfat getirmeden
anlatabilirdim gülüşünü…
yanaklarından aşağı
bir gölgeye değerdi parmaklarım
sen kendinden habersiz
umarsızca tuvale yaslamışken sırtını…
fazlasıyla tutumlu bir buğday
serperdim tenine
beyazın himayesinde…
ve cimrilik değil mi
gözlerine saklardım
siyahın tümünü
olur ya belki
parlak olmaz yeterince ilk seferinde…
kırmızıyla beyazın aşkından
keskin bir pembeyle
öperdim dudaklarından…
ve her geriye çekilişimde
ihtimal bitirememiş olurdum
hemfikir olup fırçamla
doyamamış dokunmaya yüzüne
sen bundan habersiz ağlarken
zilzurna bir şiirin
rengarenk dizelerinde…

Sersem

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

Tam da koşuyordum ulaşmaya bulutlara
aklıma takılıp düşmesem tutardım da belki eteğinden
Gökyüzüne batıp, yer altında uçarken
takıldım gelinciğin peşine de uzaklaştım peteğimden
şapır şapır yürüdüm sularda
sırıl sırıl da sıklam oldu bastonumun paçası
gözümü aldı bulutun alacası
Ağlar gibi oldum, damladım da gözümden galiba biraz
fırladım yerimden ama yine sarılamadım ufka
Bile bile yanlış yapacağımı
denedim yine doğruyu inatla
sordum yine cevabını bildiğim soruyu
Heyecanlandım; şaşırdım aklımın aynasına
sonra vazgeçtim gerçekten
uyandım; döndüm yine düşler dünyasına

Kırmızı

•Aralık 16, 2006 • Yorum Yapın

Şarap gibisin
içtikçe sarhoş edersin
öldürsen de güzelsin

Kan gibisin
yoksan hayat söndürür
varsan hayat verirsin
yine de sen bilirsin

tövbe

•Aralık 16, 2006 • 1 Yorum

uslanmaz zındığın
yeni dini gibidir aşk
eski günahları yıkar geçer…

Kör ve gece

•Aralık 16, 2006 • 1 Yorum

uyuklayan beynime nispet
fink atar kafamda
sessizliğin melodisi
yalnızlığın notalarıyla
mengenede kalbim
umudu kesmiş ağlamaktan
ışığı unutmuş gözlerim
yolunmuş tüyleri gururumun
tekmelenmiş yaşama sevincim

Gecenin en karanlık zamanıyım ben
en siyah yeriyim dumanlı şehrin
koyu renkler vadisinin
puslu bir mağarasındayım
güneşi hissederim ama
en korkunç karabasanda
kimse ışık tutmaz bana
gölgeler üstüme düşmüş yine
ta gecenin köründen
yaşamak isterdim ama
ne çareki körüm ben

Ya sen hiç karanlığı kör bir gözden gördün mü?
bilmem ki bayıldım mı,uyudum mu,öldüm mü?